Arayan Adam: Sarışın (01.04.2015) – Serin Sesler

Arayan Adam: Sarışın (01.04.2015)

Geçtiğimiz hafta pazartesiden bu güne kadar anlam veremediğim birçok şey olmaya başladı.Şimdi düşündüğümde hepsinin geçen hafta pazartesiyle bağlantısı var sanırım.
Her şey üç arkadaşımla bir merkezde o üç kişilik yere oturmamız ve isim kullanmamak için sarışın diyeceğim kızın önümüzdeki masanın etrafındaki sandalyelerden bize arkası dönük olan birine oturmasıyla başladı.Nasıl ve neden dikkatimi çekti bilmiyorum ama sarışın tek başına o sandalyeye oturduğu anda bütün duyularımı ona yöneltmiş ve izlemeye başlamıştım.Bir yandan arkadaşlarımla konuşuyor bir yandan da fark edilme korkusu taşımadan öylece kıza bakıyordum.Sanki beynimi 2’ye bölmüş gibiydim.Bir tarafım kızın nasıl bu kadar dikkatimi çektiğini düşünürken diğer tarafım arkadaşlarımla yaptığım muhabbeti dinliyor ve gerektiğinde cevap veriyordu.Ne sarışın ne de biz orada ne kadar oturduk bilmiyorum ama onu izlediğimi fark ettiğini düşünüyorum.Başta da söylediğim gibi sarışının arkası dönüktü ancak birkaç metre önünde cam vardı ve bir ara cama baktığımda göz göze geldik.Beni fark etti mi bilmiyorum ancak diğer türlüsü yani ikimizin de camda aynı noktaya bakmış olma olasılığı daha düşük bir ihtimal diye düşünüyorum.Özetle sayın sarışın dikkatimi fazlasıyla çekmiş ve sebepsiz bir şekilde beni etkilemişti.Ancak bunun imkansız olduğuna emindim ve hala imkansız diye düşünüyorum.Her neyse.
Bir sonraki gün farklı bir yerde otururken gördüm sarışını.Görmemle yine kendisini izleme isteğimin her şeyin üstüne geçmesi bir oldu.Her molada bu durumu kabullenemeyen tarafıma ve sarışına tam olarak fark edilmemek adına dışarıdan bakıldığında belirgin olan bahanelerle bulunduğu kattan bir aşağıya bir yukarıya çıkıp inmeye başladım.Ve sanırım o günde birkaç defa yakalandım.Ama bunu umursamıyordum.Açıkçası hoşuma gitmeye bile başlamıştı.Akşam olduğunda sarışının sahip olduğu nerdeyse tüm sosyal medya hesapları elimdeydi.Durumdan haberdar olan birkaç arkadaşımın cesaretlendirmesiyle kendisine arkadaşlık isteği gönderdim.Sadece birkaç dakika sonra kabul etti.Tam bu anda karar verdim, cuma günü ya da hafta sonu kendisiyle bir şekilde tanışacaktım.Eğer tekrar görebilirsem ve yalnız olursa yanına gidecektim ancak böyle bir fırsat geçmezse elime sosyal medya üzerinden kendisiyle bir şekilde tanışmalıydım.
Günlerden perşembe olmuştu, saati hatırlamıyorum ancak sarışın “bir karar verdiysen gereklerini yapacaksın, diğer türlüsü biraz şov bence” şeklinde bir tweet attı ve acaba benim bir hamle yapmam gerektiğini mi söylemek istiyor diye düşündüm.Tamamen başkası için yazılmış bir tweet olma ihtimali daha yüksekti ancak o an bunu düşünmek istemiyordum ve bende bir süre sonra “just wait friday night” şeklinde bir tweet attım.Artık dönüşü olmayan bir yola girmiştim ve öyle de oldu.Cuma gecesi biraz niyetim belli olmuş olsa da kendisiyle sosyal medya üzerinden tanıştım.Benim için bir hayli zor bir konuşma olmuştu.Ancak geçtiğimiz cuma günüyle ilgili sürekli aklımda olan bir diğer şey ise sabahında gördüğüm rüyaydı.
Eski yazılarımdan birinde bahsettiğim ve kendisine “O Kız” dediğim kişiyi gördüm rüyamda cuma sabahı.Kabus muydu yoksa güzel bir hayal mi hala anlayamıyorum.Yolunda giden ve gitmeyen o kadar fazla şey vardı ki rüyamda, şimdi bile düşündüğümde kafamı fazlasıyla karıştırıyor ve bir baş ağrısına neden oluyor.Evet, baş ağrısı, şakaklarımdan başlayıp gövdemin üstünde kalan her noktayı inleten bir baş ağrısı…Ve ilginçtir ki beraberinde sürekli yaşamıma son vermek istediğime dair cümleler kafamda yankı buluyor.Kendime “kendimi asmalıyım, bulabildiğim kadar çok sakinleştirici içmeliyim, küçük bıçağımla bileklerimi kesmeliyim, fazlasıyla yüksek bir yerlerden atlamalıyım” şeklinde cümleleri defalarca söylüyorum zihnimde.Ve bir süre için durdurulamaz oluyorlar.Ayrıca küçük bıçağımı bileğime paralel bir şekilde dokundurduğumdaki o soğuk metalin hissi bana karşı konulamaz bir zevk veriyor.Sanki bileğimde bulunan bütün damarlarım, etim ve derim bıçağımla beraber eritilip yeniden şekil verilerek hayat bulmak istediklerini haykırıyorlar.Sürekli metalin daha soğuk ve her bir hücreme çok daha yakın olması gerektiğini düşünmeye başlıyorum birden.Daha sonra yakınında bir el bombası patladığı için kısa bir süreliğine dış dünyadan soyutlanmış bir adam gibi olan durumum normale dönüyor ve etrafıma bakıp her şeyin yolunda yani her zaman olduğunu gibi olduğunu anlayıp hayatıma devam ediyorum…
Geçtiğimiz cumartesi sabahı ise sarışını gördüm rüyamda.Bu kez rüya normaldi cuma sabahı gördüğüm rüyaya göre.Sarışınla bir ilişkimiz vardı, mutluydum.Gördüğüm kadarıyla sarışında mutluydu.Rüyamda ailemde vardı yanımızda.Sanki onları huzursuz eden, mutsuz eden bir durum vardı benim bile mutlu olmama rağmen.Ancak ne olduğunu anlayamadan uyandım.Uyanır uyanmaz iki rüyayı aynı anda düşünmeye başladım.Bir tür karşılaştırma yapıyordum.Kafam iyice karışmaya başladı ve tekrar intiharı düşünmeye başladım.Bir süre sonra ise her şey geride kalmıştı…
Bugün ise bambaşka bir rüya daha gördüm.Hem de sadece birkaç saat önce.Yanımda siyah saçlı yüzünü görmediğim ancak sevgilim ya da karım olduğunu bildiğim biriyle yürüyorduk.Birden yolda birini gördüm.Sarı saçlı, çilleri olan bir kızdı.Küçük, bir insanın girip önüne bir masa koyabileceği kadar bir binanın boşluğunda ne olduğunu bilmediğim bir işle meşguldü.O da beni gördü ve biraz Alman aksanıyla adımı söyledi.Bir an bende hangisiyle seslendiğimi hatırlamıyorum ancak Bahar, Seda ya da Maria diye bağırdım ona.Beni gördüğüne o kadar mutluydu ki anlatamam.Bende O’nu görür görmez acayip mutlu olmuştum.Önceden Türkçe bilmediğini biliyordum o an.Ancak bana yine Alman aksanıyla Türkçe bir şekilde “seni görmek çok güzel, çok özledim seni” gibi bir şeyler söyledi ve ben Türkçe biliyor olmasının verdiği şokla “how can you speak Turkish” dedim.Bana “çok uzun zaman geçirdim burada, nasıl konuşabildiğimin bir önemi yok şuanda” gibi garip bir cevap verdi.”Peki ya nasıl hala burada kalabiliyorsun yani Türkiye’de” dedim ve bunu düşünmemem gerektiğini söyledi.Bunlar şuanda önemli şeyler değil dedi.Tam bu sırada eskiden ona aşık olduğumu anladım.Belki hala seviyordu onu bir parçam, kim bilir.Tam bu sırada sağ tarafta bir yerde babam belirdi ve onu tanıyor musun sen dedi.Evet dedim ve adıyla bile ilgili şüphelerim olan ve görür görmez beni fazlasıyla mutlu eden bu kızla konuşmaya devam ettim ve uyandım.Uyandığımda o kızı tanıdığıma emindim ancak gördüğümde bu denli mutlu olmamı sağlayan birini hatırlamıyor olmam işin garip tarafıydı.Seda, Maria ya da Bahar, artık adı her neyse, onu tanıdığıma adım gibi emindim ayrıca tanımadığıma da tanıdığımdan emin olduğum kadar emindim.Kafam allak bullak olmuştu.Aklımda isimleri, rüyamdaki diyaloglarımız ve özellikle “how can you speak Turkish” cümlem yankılanıyordu.Sanki bulunduğum odanın banyoya ve evin kalanına açılan kapılarıyla pencereleri kaybolmuştu.Çıkmaza girmiştim.Yine o yanında el bombası patlayan adam olmuştum.Birazdan bu durumdan kurtulacağımı söylüyordu aklımdaki düşüncelerin sadece küçük bir bölümü.Ancak yinede rahatlayamıyor sürekli rüyayı, kızı ve o cümleyi düşünüyordum.Sonunda kulaklarımdaki küçük bir çınlamayla birlikte kafamın içindeki çıkmazdan kurtuldum ama bu rüyayı, kızı ve cümlemi düşünmeyi bıraktığım anlamına gelmiyordu.Sadece artık etrafıma toplanmış yüzlerce insanın aynı şeyleri bana bağırarak söylemesi kadar rahatsız edici değildi o kadar.Etrafımdaki yüzlerce hayali insandan kurtulmam başka şeyler düşünebilir hale getirmişti beni.Acaba yazımın başında “sarışın” adını verdiğim kız mıydı rüyamdaki diye düşündüm ama olmadığını kesin bir şekilde anladım.Çünkü sarışının ne çilleri ne de rüyamdaki kızla fiziksel olarak sarışın olmaları dışında benzer bir yanları vardı.Daha sonra adı Seda, Maria ya da Bahar olan tanıştığımı hatırladığım ya da arkadaşım olan herkesi tekrar düşünmeye başladım ancak hiçbiri rüyamdaki kızla ufak tefek fiziksel benzerlikleri dışında rüyamdaki kızla uyuşmuyordu.Ve şimdi bu cümleleri yazarken bile düşünüyorum bunu ister istemez ancak hala bir cevap bulabilmiş değilim.Ama emin olduğum bir şey var nihayet.Bugün rüyamdan uyanır uyanmaz emin olduğum bir şey.Bütün cevaplar sarışında.Hepsinin ortak noktası o.Hem belirgin hem de açıklayamadığım nedenlerden dolayı biliyorum ki hepsinin ortak noktası sarışın adını verdiğim kız.Ve önümdeki yaklaşık 1,5 hafta sürecek olan yoğun tempoyu atlattıktan sonra hem cevaplarımı almak için hem de sarışına karşı olan ve sebebini bir türlü anlayamadığım ilgim yüzünden ki sarışından hoşlandığımı bile söyleyebiliriz şu durumda (bir yanımın sarışına karşı bir ilgi duymamın imkansız olduğunu haykırmasına rağmen) sarışına yaklaşmaya çalışacağım.Olabildiğince hızlı olup önce arkadaş olma kısmını neredeyse es geçerek bir ilişkiye sürüklemeye çalışacağım.Umarım başarısız olmam ve zaten fazlasıyla zorlanacağımı düşündüğüm bu hamlemde beni fazla zorlamaz.

YORUM BIRAKABİLİRSİNİZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.